E-Bülten


Sözlük

1 $ = 4,72 TL
1 € = 5,53 TL

Tüketici Haberleri

Sanayi ve Ticaret Bakanı'nın Dünya Tüketici Hakları Günü açıklaması tüketici haklarının korunması için ülkemizde Muhtesibliğin(İhtisab Sisteminin) yeniden kurulması konusunda umutlandırdı!

15 Mart tüm dünyada tüketici hakları günü olarak kutlanmakta.

Ülkemizde tüketicinin ve rekabetin korunmasından sorumlu olan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat ERGÜN'ün tüketici hakları ile ilgili15 Mart 2010 tarihli mesajı,süregelen anlayıştan farklı birbakış açısına işaret etmekte ve umutlandırmakta.

Bakan ERGÜN'ünaçıklamasıahiliğe vurgu yapmakta; böylelikle bir anlamda tüketici haklarının korunmasıiçinmevcut düzende ciddi bir eksiklik olanotokontrolmekanizmasının "ihtisab sistemi ve muhtesiblikle kurulmasının gerekliliğine işaret etmektedir.

Bilindiği üzere tarihte muhtesibler namuslu ve dürüst ticaretin simgesi sayılan ahiliğin içinde önemli bir konuma sahiptiler.

Bilindiği üzere; tarihte Türk İslam Devletlerinde tüketici mağduriyetlerinin olmayışı vedolayısı ile tüketici örgütlenmesinin görülmeyişinin nedeni muhtesibliğin veihtisab sisteminin varlığı ile açıklanmaktadır.

Umuyoruz ki bu açıklama Tüketici Kanununun değiştirilmesi yolunda mevcuttaslak çalışmalarına daışık tutar ve böylelikle ülkemizdetüketici haklarının korunması için muhtesiblik-ihtisab sistemi yenidenkurulur.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat ERGÜN'ün yaptığı açıklamaya ilişkin basın duyurusumetni aşağıdadır:

"

BASIN BÜLTENİ

T.C.
SANAYİ VE TİCARET BAKANLIĞI
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği


15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü

SANAYİ VE TİCARET BAKANI NİHAT ERGÜN:
"TÜKETİCİLER, YASALARIN KENDİLERİNE TANIDIĞI HAKLARI KULLANMAKTAN ÇEKİNMEMELİ VE HAK ARANDIKÇA HAKSIZLIKLARIN AZALACAĞINI DAİMA DİKKATE ALMALIDIR"

"ÖZELLİKLE SON YILLARDA DÜNYADA YAŞANAN EKONOMİK KRİZ, TÜKETİCİ DAVRANIŞLARINI DA ETKİLEYEN BİR FAKTÖR OLARAK KARŞIMIZA ÇIKMAKTADIR. TÜKETİCİLER BU PSİKOLOJİK ORTAMIN ETKİSİYLE ÇOK DAHA SEÇİCİ VE BİLİNÇLİ TERCİHLER YAPMAYA YÖNELMİŞLERDİR"

"SAĞLIKLI EKONOMİNİN EN TEMEL AKTÖRÜ BİLİNÇLİ TÜKETİCİLERDİR"

Bulunduğumuz yüzyılda teknolojik gelişmelerin hızlanması, üretim faaliyetlerinin giderek çeşitlenmesi ve karmaşık hale gelmesi, mal ve hizmetlerin tüketiciye sunulmasında kullanılan pazarlama yöntemlerinin çoğalıp yaygınlaşması, tüketicilerin problemlerinin çözümlenmesini ve uğradıkları zararların karşılanması için korunmalarını zorunlu hale getirmiştir.

Tarih içerisinde tüketicinin korunmasında köklü geleneklerimiz bulunmaktadır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kasabalara ve köylere kadar yayılan Ahi Birlikleri, köklü, sağlam, düzenli bir toplum yapısı kurulması ve bunun devamı yönünde faaliyet göstermişlerdir.

Ahi Birlikleri, kaliteli ürün üretmek suretiyle kazanmayı ilke edinmiş, vurgunculuk ve haksız rekabet yerine karşılıklı yardım ve sosyal dayanışma esaslarına bağlı kalmıştır. Ahilik ilkesinde ayıplı mal satan veya müşteriyi aldatan esnaf "yolsuz" ilan edilir, ona çeşitli yaptırımlar uygulanırdı, bu esnaf öncelikle Ahi Ocağı veya Lonca içinde cezalandırılırdı. Yanıltıcı ve aldatıcı reklam yapmak mümkün değildi. "Boş yere bağırıp çağıran tellallar" zaten Ahiliğe giremeyen, girişi kabul edilmeyen zümreler arasındaydı.

Ahiliğin felsefesinde yer alan, "Müşteri Velinimetimizdir" sözü "tüketici memnuniyeti" ve "müşteri odaklılık" kavramlarına eşdeğerdir. Hür teşebbüs, serbest kazanç, mesleki hürriyet esas alınmış, menfaat çatışması yerine bütün topluma hakim bir nizam ve sosyal adalet duygusu, ahlak kaideleri üzerine kurulmuş meslek ve iş ahlakı, Ahi Birliklerinin ahengini sağlamıştır. Böylece tüketicinin aldatılması ve zarara uğraması önlenmiştir.

Son 50 yıldır dünyada, tüketicinin korunması konusu daha çok önem kazanmıştır. Bunun birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden belki de en önemlisi, tüketicilerin örgütlenmeye gitmeleri ve seslerini daha sıkça duyurmalarıdır.

Bugün sekiz ilke olarak sayılan; temel gereksinimlerin giderilmesi hakkı, sağlık ve güvenlik hakkı, bilgi edinme hakkı, temsil edilme, sesini duyurma ve örgütlenme hakkı, eğitim hakkı, seçme hakkı, tazmin edilme hakkı ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda Türkiye'nin de imza atmış olduğu ‘Tüketicinin Korunmasına İlişkin Temel Esaslar" başlığı altında, 9 Nisan 1985 tarihinde kabul edilerek tüketici hakları evrensel bir boyut kazanmıştır.

Ülkemizde 1982 yılında kabul edilen Anayasamızın 172. maddesinde yer alan "Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder" hükmü ile tüketicinin korunması konusu devlet güvencisine alınmıştır.

Bunun yanı sıra, Bakanlığımız bünyesinde, 1993 yılında Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü'nün kurulması ile bu alanda yapılan çalışmaların tek bir elden yürütülmesi suretiyle tüketicinin korunması alanında daha hızlı adımlar atılmıştır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Türk tüketicisi, yasal koruma açısından çağdaş toplumlar düzeyinde haklara sahip olmuştur.
Tüketim bilinci, çağdaş ekonomilerin dinamiğini oluşturmaktadır. Bireylerin bilinçli ve doğru tüketim yapması, ülkelerin kalkınmasında ve gelişmesinde önemli etkenlerden biridir. Bilinçli tüketim alışkanlığı, üretimin kalitesini yükselten en önemli unsurlardandır.
Özellikle son yıllarda dünyada yaşanan ekonomik kriz, tüketici davranışlarını da etkileyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüketiciler bu psikolojik ortamın etkisiyle çok daha seçici ve bilinçli tercihler yapmaya yönelmişlerdir. Bu süreçte ekonomilerin en temel aktörünün tüketiciler olduğu gerçeği yeniden hatırlanmıştır. Firmalar, kurum ve kuruluşlar kriz ortamından çıkış yolunun hane halkı harcamalarının arttırılmasından geçtiğini düşünerek, farklı kampanyalar düzenlemişlerdir. Bu amaçla birçok firma da ürünlerinin fiyatlarını düşürerek tüketicilerin harcamalarını arttırmalarına dönük reklam ve kampanyalara ağırlık vermiştir. Tüm bu faaliyetler özellikle sabit gelirli tüketiciler açısından önemli fırsatlar sunmuştur. Ancak tüketicilerin harcamalarını arttırılmasına yönelik tüm bu kampanyalar tüketiciler için birtakım riskler de taşımaktadır. Tüketicilerin, kriz ortamında eskiye göre daha bilinçli hareket etmeleri gerekmektedir. Çünkü kriz ortamlarında sadece fiyatlara odaklanan tüketiciler, kalite ve güvenirlilik açısından daha düşük seviyede ürünler ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Her insan, konumu ve görevi ne olursa olsun doğumundan ölümüne kadar tüketicidir. Tüketicinin korunması ile ilgili yapılan çalışmalar bir toplumun ekonomik ve sosyal yönden kalkınması, ülkede üretilen mal ve hizmetlerin kalitesinin yükselmesi ve rekabet ortamının sağlanması ile yakından ilgilidir. Bu çalışmalarda, ekonomik faaliyetlere taraf olan tüketicilere de çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Tüketiciler, yasaların kendilerine tanıdığı hakları kullanmaktan çekinmemeli ve hak arandıkça haksızlıkların azalacağını daima dikkate almalıdır. Unutmamalıyız ki, sorumluluk bilincinin gelişmediği toplumlarda verilen hakların değeri yeterince bilinemez ve sonuç olarak da bu haklar layıkıyla hayata geçirilemez.
Hükümet olarak, tüketicilerin korunması ve bilinçlenmesi için en etkin, en doğru yöntem ve yaklaşımları uygulamaya koymanın gayreti içindeyiz. Gerekli altyapının oluşturulması, tüketicileri koruyan kurum ve kuruluşların desteklenmesi, üretim süreçlerinde kalite ve standart anlayışının yaygınlaştırılması ve vatandaşlarımızın bilgilendirilmesi üzerinde önemle duruyoruz.
Bu yöndeki çalışmalara katkı sağlayan tüm kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor, bütün vatandaşlarımızın Dünya Tüketici Hakları Günü'nü kutluyorum."